6 Temmuz 2019 Cumartesi

İlk TA-TA EME QSO'su


Kadri abi, nam-ı diğer TA1D ile değişik modlarda bir çok qso yaptık VHF bandında.

Önceleri, İstanbul-Ankara arası SSB bir sürü QSO tamamladık.
Daha sonra, CAS uydusu üzerinden bir kere de uydu QSO'su yaptik.

Çanakkale'deki yazlığına gittiğinde Meteor Scatter denememiz de başarıyla tamamlandı

Antalya'ya gittiğinde Aircraft Scatter yani, uçak üzerinden yansıtarak hem SSB hem Dijital modlarda birkaç qso gerçekleştirdik.

Ancak, Türkiye'de ilk defa iki TA istasyonu arasında EME yani Ay yüzeyinden yansıtarak qso tamamladık.

Ben kendisini -24 dB civarında duyabildim. O beni -21 duymuş. Tabii onda 4 anten bende 2 anten olmasının etkisi bunda büyük.

Bu TA tarihinde bir ilk olarak yerini alacak...

kendisine bana VHF bandında yol gösterdiği ve bu sayısız denemelerde sabırla çalışmaya devam ettiği için teşekkür ederim
144.140 frekansında, JT65B olarak testimizi gerçekleştirdik. Kuş uçuşu 555 (KM39BP-KM69HU) km olan bu QSO, RF sinyallerimizin izlediği Ay-Dünya arası mesafe göz önüne alındığında yaklaşık 800.000 (sekizyüzbin)  km






Kadri abi'nin ekranından da görüntü bu şekilde...


2 Temmuz 2019 Salı

GHz Bandlar - 2 Local Oscillator & Filtreler


Önce LO yani Local Osilatör nedir ile başlayalım.

Herhangi bir telsiz cihazı için, belirli bir frekansta yayın yapmak ya da dinlemek için öncelikle bir sabit frekans üreten devre/kristal gereklidir.

Yani cihazınız için bir sabit frekans referansı gereklidir.

Burada heterodyne alici vericilere girmeyeceğim. Basit bir ssb sistem yapmak için gerekli kısma gireceğim sadece..


Çok çok basit bir şekilde örnek vermek gerekirse..

Alıcı verici devrelerinde kullanılan mixer katı, bir sabit frekans girişi, bir IF ve RF frekans giriş/çıkışı içerir.

Temel olarak mikserin LO katından giren sinyal ile IF katından giren sinyal birbirine eklenir ve frekansı değiştirmiş olur
Yani   LO + IF = RF şeklinde bir çıkış elde edilmiş olur.
Tam tersi yani dinleme sırasında ise, LO-RF = IF olur.

Basit bir transverter devresinde düşünecek olursak ,  2.4 GHZ bandından çalışacak bir transverter yapmak istediğimizi farz edelim.
Temel olarak devremiz, bize asıl sinyali üretecek bir IF kaynağı (Bir SSB telsiz olabilir) , bir LO kaynağı (bir önceki konuda anlatıldığı gibi mümkün olduğunca stabil, ve kullanacağımız aralığa uygun) ve bunları birleştirecek bir mikser ile oluşturulur.


Tabii teoride bu kadar basit görünmesine rağmen pratikte ,
IF'ten ve LO dan gelecek sinyalin mikser 'in girişine uygun desibel değerlerine düşürülmesi/ yükseltilmesi,  IF ve LO sinyallerinin mümkünse bir low pass filtreden geçirilmesi (ve böylece istenmeyen harmoniklerin temizlenmesi) ,   mikser çıkışında oluşacak RF sinyalinin de önce bir bandpass filtreden geçirilip , daha sonra kullanılacak vericiye göre güçlendirilmesi gerekecektir.

LO sinyalinin temizliği ve stabilitesi cihazınızın performasını etkileyecektir.


Burada filtrelerden de bahsetmeden olmaz..

Low Pass Filtre (LPF) :  

 Filtrenin ayarlı olduğu frekansın altını geçiren üstünü geçirmeyen filtrelere denir. Örneğin 1 GHz e ayarlı bir filtre , harmonikleri olan 2-3-4 GHZ gibi sinyalleri geçirmeyecek ve gereksiz harmoniklerin devrede devam etmesini engelleyecektir.




Örnekte 20 MHz low pass filtre görüyoruz.. Üst frekansları nasıl sönümlendirdiği açıkça görülüyor.

High Pass Filtre (HPF) 

 Belirli bir frekansım üstünü duymak, altını duymamak gerektiğinde kullanılır.  Örneğin, evinizin yakınında bir FM vericisi olduğu ve çok güçlü olan sinyalinin sizi VHF bandında sağırlaştırdığını düşünün,
140 MHz için yapılmış bir HPF alt frekansları engelleyeceği için bu yakındaki FM vericinin kötü etkilerinden kurtulmuş olursunuz.



Band Pass Filtre (BPF) :

  Sadece Aslında bu filtre High ve Low Pass Fİltrelerin karışımıdır. Sadece belirli bir aralıktaki sinallerin geçmesini sağlar. Bu filtreler geniş band olacağı gibi, özellikle röle sistemlerindeki gibi çok keskin çalışabilen Cavity (Kavite) filtreler olarak ta karşımıza çıkabilir.
Bir kaç yüz khz aralığında hassasiyetlere sahip olabilirler.




Band Reject Filter (BRF)

 Belirli bir frekans aralığı hariç diğer frekansları geçiren bir filtre türüdür. 



Bu filtreler dediğim gibi çok değişik amaçlarla kullanılabilir.
RF devremizdeki amfimize gereksiz frekansların girmesini engellemek ve sadece lazım olan frekansların güçlendirilmesi ve verimi yükseltmek için kullanılacağı gibi,
bir kristalin sadece üçüncü harmoniğini alıp, onu LO olarak kullanmak için kullanılabilecek bir band pass filtre olabilir mesela..

Aşağıda bazı filtrelerin fiziksel görünüşlerini de paylaşıyorum..

Herkese 73

200-300 MHz BandPass Filtre(Kavite) 
1090 MHz Microstrip Filtre
Mİkrodalga (Muhtemelen 10 ghz) PCB filtre
Bakır boru kapağından yapılma 10 GHZ Bandpass filtre (vk4ghz) 

26 Haziran 2019 Çarşamba

EsHail / QO-100 Uydusu alıcı devam...


Bu uydu ile ilgili diğer yazılarımda, göndermek için bir transverter ya da upconverter
kullanabileceğimizi,

Dinlemek için de basit bir SDR alıcı ve bilgisayar kullanabileceğimizi anlatmıştım.

Daha önce transverterlarını kullandığım transverter-store.com adresinde bu uyduyu yine telsizimizden dinlemek için (Herhangi bir bilgisayar ve sdr ye ihtiyaç duymadan) bir downconverter satılmaya başlamış.

http://transverters-store.com/qo100_converter.htm adresinden satın alınabilecek bu cihaz ile,

hem LNB'nin bias-tee beslemesini yapabilirsiniz, hem gelen sinyali 144 MHz e indirip normal LEO amatör uydularda yaptığınız gibi QSO yapabilirsiniz.

Kabaca ,

dxpatrol veya sg-lab.com adreslerinden alacağınız transverter ile, 430 MHz'ten tx yapıp (2.4 GHz'e çevrilecek) , mandalı bıraktığınızda , yukarıda linkini verdiğim cihaz sayesinde, 144 mhz ten RX (önce LNB ile 10 ghz'ten 740 MHz'e sonra oradan 144 e inecek)  yapabilecek, arabanın bagajına koyacağınız bir adet 60cm lik çanak ile, dünyanın 1/3 ü ile QSO yapma şansı bulabileceksiniz.

Tabii, önce bu frekansları kullanmak için izin lazım..



.




19 Haziran 2019 Çarşamba

GHZ bandlar - 1

Daha önceki konularda kenarindan kıyısından birkaç paylaşım yaptığım GHZ frekanslar ile ilgili daha geniş bir bilgi vermek istedim.

Çoğu ülkede ayrı bir amatör camiaya sahip bu bandlar 1 ghz ve üzerindeki amatör frekansları içeriyor. Nasıl bizde 80/160 metre bandında farklı bir grup var, FT8 ciler ayrı bir oluşum, VHF/UHF röle/DMR /APRS çalışanlar gruplar oluşturuyorsa, GHZ'lerde "takılan" alt bandlarla ilgilenmeyen bir çok klup istasyonu mevcut..


Öncelikle Türkiye'de hangi frekansların izni var oradan başlayalım.

1240-1300 MHz (23cm)
5650-5670 MHz (5cm)
5820-5850 MHz (5 cm)
10450-10452 MHz (3cm)
24000-24050 MHz  (1.2cm)
47-47.2 GHz  (6mm)
75.5-76 GHz  (4mm)
134-142 GHz  (2mm)

band aralıkları ülkemizde amatör band kullanımına açık bandlardır.

Arada kalan 2300-2410 MHz aralığı için ise derneklerin BTK ile görüşmeleri sürmektedir. Bu band özellikle QO-100 uydusunun kullanılması için elzem bir band. Ayrıca bu frekansta yayın yapmak için kullanılabilecek filtre, amplifier mixer gibi cihazların, 2.4 GHz wifi haberleşmesi için çok miktarda ve çok ucuza üretilmesi ve bulunması bu bandıın kullanımını da tüm dünya amatörleri için kolaylaştırmaktadır.


Takdir edersiniz ki, bu frekanslarda (1.2 GHz bandı hariç) hazır cihaz bulmak mümkün değil.
Yani bir HF veya VHF/UHF cihaz gibi gidip komple satın alabileceğimiz cihaz yok.

1.2 GHz bandında durum biraz farklı. Bu frekansta çalışan sabit cihazlar olduğu gibi (TS2000X, IC-9700 gibi)  IC-X21 gibi FM çalışan el cihazları da bulmak mümkün. Hatta yurtdışında bazı şehirlerde 1.2 GHZ röleler bile bulunuyor.

Peki niye bu bandlarda çalışmalıyız??


Yaptığımız bu hobi, sadece telsizle konuşmak değil. RF üzerine araştırmalar yapmak , bunları incelemek, zorluklarını keşfetmek, çözmek, deneysel bazı yöntemleri denemek bulmak bu hobinin aslında ayrılmaz bir parçası. Ancak ülkemizde amatörlük Halk Bandı'nın çağrı işaretli versiyonu olmaktan ileri gidemediği için, bu konuda çalışma yapan amatör sayısı yok denecek kadar az.

Mikrodalga bandları ise, bugüne kadar alışık olduğumuz RF karakteristiklerinden çok daha farklı bir yaklaşım sunmakta bize.

Yaptığınız devrenin üzerindeki elemanların bacak boyundan, tipinden(genelde SM kullanılıyor)  , lehimin kalitesine, kullanılan konnektör tipi/markasından, hangi koaksiyeli kullanacağınıza kadar her şey yeni bir dünyaya yol açıyor.

Mikrodalga dünyasında bir de maddi olarak farklı rakamlar dönmekte. Bir yerde okuduğum yazıda, GHZ bandlarında ürettiğiniz her bir watt için yaklaşık 100$ harcamanız gerektiğinden bahsediyordu.
Kısmen doğru olsa da ucuza mal etmenin de yöntemleri var. Ayrıca önemli bir nokta, bu bandlarda zaten çok yüksek güçler de kullanılmıyor.  Şöyle bir örnek vermek gerekirse, 10 GHz te DX çalışmak için gereken güç en fazla 20-25W kadar. Bunun sebebi antenlerin kazancı..

Küçük bir örnek, 20Watt çıkış yaptığınızı ve bunu 60 cm'lik bir çanak kullanarak gönderdiğinizi düşünün. Bu çanağın 10 ghz teki kazancı en az 30 db. Bu da sizin antenden çıkan ham gücünüzü
yani EIRP değerinizi 73 dbm yani 20.000Watt .. 20 kilowatt yapmakta..
Bu rakam size biraz fikir vermiştir umarım..
60 cm bir çanakla 10W bir güce çıkabilirseniz, Earth-Moon-Earth haberleşmesi yapabilmeniz mümkün oluyor.




Gelelim nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine..

Öncelikle en başta ihtiyacımız olan "her zamanki gibi" SSB yapabilecek bir telsiz..

Bu telsiz ile süreceğiniz bir transverter (daha önceki yazılarımda bahsetmiştim), kısa mesafelerde ihtiyaç olmasa da , olması iyi olacak olan bir PA, ve Anten...


Tabii bu kadar basit değil..

Transverter bildiğiniz gibi, mevcut IF frekansınızı, daha üst frekanslara çeviren bir cihaz..
Bunu da , üzerinde bulunan PLL devresi, kristaller ve multiplier develeri ile yapıyor.

Burada kritik olan şey, bu PLL devresinin kararlılığı.
Niye derseniz....

Devrenizde 10 MHz lik bir kristal kullandığınızı varsayalım.
Ortalama ucuz bir kristal 10-50 ppm arası (parts per million) kararlılıkta çalışır.
10ppm(en iyi değeri)   olarak kabul etsek, yaklaşık 100 hz lik bir sapma demektir.

HF bir telsizde 100hz bir salınım, hiçbir sorun yaratmayacaktır.
Muhtemelen hissetmeyeceğiniz bir değişim olacaktır.
Aynı kristali, VHF bandında kullandığınızda (yuvarlak olsun diye tam frekanslar yazmıyorum)
100 MHz e çarptığınızda 1khz sapma yaşayacaksınız..
Artık ufak ufak frekans kaymalarını hissetmeye başladınız. Zaten kullandığınız telsizde de , frekansı 100 mhz e ayarladığınızda aslında 100.001.000 civarı bir yerde ayarlanmış olabilir.

GHZ e çıkalım
1000 MHz(1 ghz)  te artık sapmanız, 10khz oldu.. Frekansınızın 10 khz lik aralıklarla salındığını, hatta cihaz soğukken başka ısındıkça başka frekanslara kaydığını düşünün..

10 GHz e geldiğinizde 100 khz lik bir sapma yaşıyorsunuz artık..
Bırakın SSB'yi.. FM bile konuşuyor olsanız, ne kadar fark yarattığını şöyle örnek vererek söyleyebilirim.
Siz 145.500 de simplex konuşurken 145.600 'de yani 100khz yukarıda bir röle konuşabilmekte..
Ve telsizinizin frekansının sürekli 145.400-145.600 arasında kaydığını hayal edin...

Peki çözüm ne..
Daha hassas kristaller , hatta TCXO , OCXO gibi kristaller, o da yetmedi GPSDO gibi teknolojiler kullanmak..

TCXO (Temperature Compensated Crystal Oscillator), kristalin ısınmasıyla beraber belirli intervallerde frekans düzeltmesi yapan bir kristal türüdür..
Normal bir kristale göre çok daha hassastır.
Ucuzdur ve günümüzde bir çok yeni telsizde kullanılmaktadır.Hatta, bazı telsiz firmaları, ya da başka amatörler, cihazınızın daha stabil olması için, bu kristali daha sonradan yükseltme kiti olarak satmaktadır. Örneğin TS480 HF telsizime, özellikle dijital modlarda daha yüksek hassasiyet için böyle bir kit alıp takmıştım. Cihazın frekans kararlılığı çok daha kararlı olmuştu.

OCXO  (Oven Controlledd Crystal Oscillator), kristalin izole kapalı bir kutuda, 70-80 derece gibi ısılara kadar ısıtılıp o frekansta kararlı kalması üzerine düşünülmüş bir kristal düzeneğidir. Hem yüksek güç harcar (bu yüzden bataryalı sistemlerde kullanıma uygun değildir) hem de maliyeti TCXO veya kristale göre yüksektir.

Rubidium Crystal Üretimi oldukça pahalı ama, kararlılığı çok yüksek bir materyalden üretilen kristallerdir. Atomik Saat hassasiyetine sahiptir. Sadece çok  hassas zaman ölçümü, ya da çok hassas frekans kontrolü (çok yüksek frekanslar) isteyen devrelerde kullanılır. Ayrıca hiç küçük te değildir. 

GPSDO (GPS compensated Digital Oscillator) GPS uydularındaki atomik saatlerden gelen veriyi işleyerek, sürekli frekans düzeltmesi yapan çok çok hassas osilatörlerdir. Fiyatları  yüksektir.
Yine de rubidium a göre maaliyeti oldukça düşüktür.

Hassasiyet seviyelerine gelecek olursak,

Kristal Tipi
Ppm
10 GHZ te olası sapma (+/-)
Normal Kristal
10-100
100 khz - 1Mhz
TCXO
1
10 khz
OCXO
0.5
5 khz
GPSDO/Rubidium
1x10-6
0.000001 hz



Göreceğiniz gibi, GHZ bandlarında karşılaşacağımız ilk sorun daha kaynakta başladı.
Yüksek frekansta çalışan çoğu telsizde, ölçüm cihazında, hatta osiloskopta bile External Reference Input görürsünüz... 10 MHz lik bu input normalde cihazın içine ilave edilmemiş bu tür çok hassas referans kristallerinin kullanımına olanak sağlar.

Yüksek frekans çalışan amatörler arasında en yaygın kullanım OCXO ve GPSDO olmaktadır.

OCXO, ilk açılıştan itibaren 40-50 saniyede en kararlı durumuna ulaşabilir. Ama 6 ayda bir gerçek frekansını gösterebilmesi için kalibrasyon ihtiyacı duyacaktır.

Yukarıda biraz bahsettiğim gibi, kristallerin aslında iki durumu var. Birincisi, ppm olarak ifade edilen frekans sapma /salınım miktarı ki bu zaman içinde ısıya bağlı olarak  frekansın hangi aralıkta değişebileceğini gösterir
İkincisi ise gerçek salınım frekansı...
Yani, 10 MHz'Lik bir kristal aslında 10.000.300 Hz ya da 9.999.500 Hz te çalışıyor olabilir. 100 Hzlik sapmasını bu frekans etrafında yapıyor olabilir.

TCXO ve OCXO kristallerin üzerinde dikkat ederseniz kalibrasyon için bir ayar vidası bulunur.

Bu vida ile zaman zaman kristalin frekansını gerçek değerine en yakın olması gereken değere göre ayarlamak gerekmektedir.Zaman içinde tüm kristallerde ayarlı frekansından sapma olacaktır. Kristal kullanıldıkça bu frekans kayması kaçınılmazdır.. Yani yeni alınmış bir telsiz ile masanızda 10 yıldır çalışan bir telsizin ekranda gösterdikleri frekans ile gerçek frekansları arasında bir fark olacaktır. 


GPSDO cihazlara dönecek olursak, bu cihazlar frekans bilgisini Uzayda dolaşan atomik saat içeren GPS uydularından elde eder.. Bu yüzden siz cihazı her açtığınızda, bu uydulardan gerçek frekans bilgisini alıp senkronize olmaktadır..

Tek dezavantajı, cihazı kullanacağınız yerin gökyüzünü görebilecek bir yerde (pencere kenarı vs) olmasıdır ki, GPS uydularına erişebilsin. Erişemez ise, kendi içindeki TCXO ya da OCXO kristali ile frekans üretmeye devam edecektir.  Bu konuda aliexpress ve ebay dahil bir çok sitede GPSDO satılmakta..  GPSDO'ların tabii ki tek meziyeti hassasiyet değil, bunun yanında temiz bir sinyal vermesi ve bunun mikserlerde rahat kullanılması da önemli. O yüzden her aldığınız GPSDO işinize tam yarayamayabilir. 


Bu konuda en bilinen ve tercih edilen ürün Leo Bodnar Mini GPSDO 
Yaklaşık 100 Pound fiyati olan bu ürün sadece 10 MHZ bir cihaz değil,
400 hz 800 MHz arası çalışabilen bir PLL devresi. Yani bir kere aldıktan sonra her testinizde kullanabileceğiniz , tam bir referans noktası. İster external reference olarak ullanın, isterseniz test yaptığınız cihazların frekanslarını büyük bir hassasiyetle ölçün.

Tercihiniz OCXO dan yana olacak ise, daha önce LNA'lerini kullandığım vhfdesign firmasının OCXO devresini tavsiye edebilirim. 30 Dolar gibi bir fiyatı var.  ADF4351 ile yapacağınız PLL devrelerinin external ref girişlerine bağlayabileceğiniz bir ürün.


Bu yazıyı burada bitirip, Bir sonraki yazıda bu üst bandlar için kullanacağımız bir diğer malzeme olan LO devrelerinden bahsedeceğim.

Şimdilik 73

13 Haziran 2019 Perşembe

Amatör Radyo Log Programı


Amatör telsizde en önemli .. hatta kanuni mecburiyeti olan... konulardan biri log tutmak.

Öncelikle niye log tutarız.
Radyo amatörlüğünde, telsi görüşmesi yapmak kadar önemli konulardan biri, bu görüşmelerinizi belgelemek, ve bu belgelemeler ile çeşitli sertifikalar alabilmektir.

Bunun için, görüşen iki istasyon birbirlerine karşılıklı olarak QSL kartı gönderir.

Size gelen bir QSL kartının gerçekten görüşme yaptığınız bir istasyondan gelip gelmediğinin kontrolü için yaptığınız görüşmelerin kayıt altında tutulması gerekmektedir.

Peki bu logu nasıl tutacağız...


Amatörlüğe ilk başladığım yıllarda, log defteri adı altında bir defter tutardık.
Bu defterde standart, çağrı adı, görüşme tarihi ve saati (UTC olarak..lokal saat değil) , karşılıklı sinyal raporları, ve karşı istasyon hakkında isim, anten vs gibi bilgileri yazdığımız notlar kısmı bulunurdu.

Tabii kağıt üzerinde tutmak demek, arama yapmayı zorlaştıran, görüşme sırasında, hele hele pileup varken bu log'u yazmayı oldukça zorlaştıran bir süreç..


Günümüzde ise bilgisayarlar yardımımıza yetişti.

Bir çok log programı (bedava ve ücretli) mevcut.
Hatta bazıları online.

Bu yazıda benim kullandığım bazı programlardan örnekler vereceğim.
Her bir programın kendine göre artısı eksisi var. Bunlara mümkün mertebe değineceğim.

İncelemeye en uzun süre kullandığım program ile başlamak istiyorum.

UR5EQF Log Book (Ücretsiz)


Ukraynalı bir radyo amatörü tarafından yazılmış olan bu program, yazarının maalesef silent-key (vefat) olması sonucu geliştirilmesi büyük ölçüde durmuş bir yazılım.

Yazılımda aslında yok yok.. Büyük oranda özelleştirilebiliyor.
Açıkçası arayüzünü de oldukça kullanışlı bulduğum bir yazılım.
Diğer çoğu yazılımın aksine, yeni eklenen modları, uyduları vs kendiniz ekleyebiliyorsunuz.
Telsiziniz ile doğrudan iletişim kurabilen hamlib ya da omnirig gibi yazılımlar ile entegre çalışabiliyor.
Gerektiğinde qrz.com qrz.ru gibi sitelerden konuştuğunuz istasyona ait bilgileri (Locator, İsim, Adres, Foto gibi) çekebiliyor. Otomatik olarak dolduruyor. eqsl, LOTW gibi online log siteleri ile senkronize çalışabiliyor. Gelen qsl onaylarını otomatik olarak çekip gösterbiliyor.
Gerçek zamanlı olarak yaptığınız qso'ları bu sitelere yükleyebiliyor. Bilgisayar kontrollü bir rotorunuz varsa rorotu konuştuğunuz istasyon tarafına otomatik çevirebiliyor.


Daha önce konuştuğunuz bir istasyon ise, önceki konuşmalarınızın tarihlerini yazabiliyor.
Oldukça da hızlı.


Ama karşılaşılabilecek bazı problemleri düzeltebilelcek bir yazarı artık olmadığından, benim karşılaştığım FT847 / omnirig uyumsuzluğu gibi bir problemde maalesef vazgeçmek durumunda kalıyorsunuz.



Log4OM (Ücretsiz)


IW3HMH tarafından yazılan bu log programı, oldukça gelişmiş bir log programı.
Gayet hızlı çalışıyor. Türkçe karakterler ile ilgil bir sorun yaşıyordum. Developer'ından bununla ilgili bir düzeltme istedim , sıraya alındı ancak beklediğim düzeltme bir iki haftada gelmeyince başka bir log programına geçtim.
Onun haricinde hiçbir kusuru yok. Bol bol artısı var.
LoTW, eQSL, QRZ.com, HamQTH, QRZCQ, Clublog, HRDLog, SOTA, IOTA loggerları ile online haberleşebiliyor.
Gelişmiş bir cluster altyapısı mevcut. hamlib, omnirig ve kendine özgü bir başka protokol ile telsiziniz ile direkt bağlantı kurabiliyor. External programlar ile çalışıp (N1MM gibi) canlı olarak başka programlardan log çekebiliyor.

Rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir program.





Hamradio Deluxe (HRD) (Ücretli)


Log programları arasında bir standart olmuş bu yazılım v5 e kadar ücretsiz, daha sonra çıkan versiyonları ücretli.
Bu program sadece bir log programı değil,
Uydu takibinden , diğital mod decoderina herşeyi içeriyor. Tek program ile tüm işlerinizi halledebilmeniz mümkün.
HRD Rig Control ile cihazınızın her özelliğini yönetebilmeniz mümkün.



DM780 ile CW, RTTY, PSK, QPSK, Contestia, DominoEX, Hell, MFSK, MT63, Olivia, Thor, and Throb modları ile çalışabilmeniz mümkün.

Rotor Control modülü ile tüm elektronik /bilgisayar kontrollü rotor modellerini kontrol edebilmenizi sağlıyor.

HRD Sat ile ise, uydu takip ve varsa rotor kontrolünüzi otomatik anten ile uydu takibi işlemlerini gerçekleştirebiliyor.



VQLog (Ücretli)




Özellikle VHF ve üstü bandlarda haberleşme yapan istasyonların tercih ettiği bir yazılım EA6VQ tarafından geliştiriliyor.

EA6VQ aynı zamanda www.dxmaps.org 'un da yöneticisi olduğundan, propagasyon analizleri konusunda buradaki bilgileri de log programında kullanmış.

Tropo , Sporadic gibi tüm bilgiler bu program içinde işlenebiliyor.

Her tür cihaz kontrolü yapılabiliyor.

Yapmış olduğunuz QSO'lar ile ilgil ayrıntılı raporlar çıkarılabiliyor.

Örneğin SporadicE de en uzak kimle görüşmüşüm, ya da hangi Grid Square'lerden confirm almışım diye bakabilmeniz ve bunları güzel grafikler haritalar ile görebilmeniz olası. 2 yıl update edilebilme lisansıyla 23 Euro olan bu program ömür boyu güncelleme için 200 euro gibi bir rakam istiyor.

Güncelleme istemem diyorsanız 23 euroya ömür boyu kullanabiliyorsunuz. 1 aylık deneme sürümünü de kullanabilme imkanınız var.


SwissLog  (Ücretsiz)


Her ne kadar adı swisslog olsa da, şu anki developer'ı yine bir ispanyol olan EA3GCV.
Programın forum sitesi üzerinden isteklerinizi ya da karşılaştığınız problemleri yazdığınızda oldukça hızlı dönüş alabiliyorsunuz.
Üstteki log programlarının çoğu özelliği yanında, HF kullanıcıları için bence çok güzel bir diğer özelliği de online HF propagasyonu göstermesi.
Yazdığınız bir istasyon için, o anda hangi bandlarda hangi dbm seviyelerinde haberleşme yapabileceğinizi hesaplayıp gösterebiliyor. Ekranda hangi panellerin olup olmayacağına kadar özelleştirebilmeniz mümkün.




8 Mayıs 2019 Çarşamba

Yeni Nesil Beaconlar


6m yani 50 MHz bandının açılmasıyla propagasyon şartlarının takibi daha bir önem kazanmaya başladı.

Bu açılımların yakalanması amacıyla Beacon yani işaret feneri diye çevirebileceğimiz otomatik vericiler kullanılır.

Bu vericilerin bir çok çeşidi mevcut.

Eskiden beri kullanılan klasik beaconlar yapımı da çok basit olduğundan genelde CW yani mors ile çalışan vericilerdi.

Çok yüksek güçte olmayan bu vericiler (5-25W civarı kullanılır genelde) 24 saat yayın yaparak bulundukları frekansı dinleyen amatörlere bir propagasyon olup olmadığı ile ilgili bilgi sağlayabilirler.


Günümüzde ise, yeni nesil beaconlar çıkmaya başladı..

Nedir peki farkları derseniz,

Öncelikle sadece propagasyon şartlarının algılanması amacıyla kullanmanın yanında, beacon'ı duyabilen istasyonların, cihaz frekanslarının da hassas bir şekilde ayarlayabilmesine olanak sağlamaya başladı.Ayrica otomatik olarak çözümlenebilen beacon bilgileri sayesinde, propagasyon haritaları amatörlerin raporlamasını beklemeden otomatik olarak oluşturulmaya başlandı.


Günümüzde oldukça fiyatı düşen GPS'ler ve Arduino benzeri mini bilgisayarlar ile, arkasına da bir güçlendirici bağlayarak çalışabilmesi sağlanan bu cihazlar hem hassas frekans ayarları (1/1000000 hz civarı hassasiyete inebiliyorlar) hem de CW haricinde çok daha hassas dijital modlar da gönderebilmeye başladılar.

PI4 dijital modu örneğin sadece Beaconlar için geliştirilmiş bir protokol.
Bu dijital mod üzerinden sadece Beacon çağrı işareti ve locator bilgisini değil, cihazın bulunduğu yerdeki ısı bilgisi, voltaj , güç parametreleri gibi ilave bilgiler de iletilebilmekte.

Ya da WSPR denilen duyma eşiğimizin oldukça altında sinyallerin bile çözülebildiği modlar kullanılarak daha uzak mesafelerde bile beacon'in duyulabilmesi sağlanmakta.

Konu ile ilgili olarak, Arduino ve Beaconlar ile ilgilenen arkadaşların faydalanabileceği bir sayfa adresi buraya bırakmak istiyorum.

http://rudius.net/oz2m/ngnb/  adresinde bu yeni nesil beaconlar ile ilgili epey bir bilgi mevcut.



Resmini gördüğünüz  OZ7IGY beaconu  28 MHz, 40 MHz, 50 MHz, 70 MHz, 144 MHz, 432 MHz, 1,3 GHz, 2,3 GHz, 3,4 GHz, 5,7 GHz, 10 GHz ve 24 GHz bandlarında yayın yapmakta.


Peki, benim neden beaconum yok. ben de beacon istiyorum diyecek amatörler ne yapabilir.

En kısa en çabuk yöntem, mevcuttaki telsizinizi kullanarak ve bu telsize bir bilgisayar ya da arduino bağlantısı yaparak hemen çalışabilmek.

Ya da,  http://rudius.net/oz2m/pi4ino/index.htm  sayfasında bulunan Arduino tabanlı kod bu konuda çok gelişmiş durumda.

Neler mi yapabiliyor..
Arduino'lara bağlanabilen, neredeyse tüm frekans sentezleyici boardlar ile uyumlu çalışabilip, direkt arduino üzerinden ilgili frekansta yayın yapabilmeye olanak sağlıyor.

Arduino üzerindeki analog bağlantıları direkt elinizdeki telsize bağlayıp, sadece controller olarak kullanılabiliyor.
Yani eldeki eski bir telsizi bir arduino ile eşleştirip, dağa bayıra atıp sürekli olarak çalışabilmesini sağlayabilirsiniz.


Ya da https://www.rudius.net/oz2m/software/pi4-tx/index.htm  adresindeki yazılımı bilgisayarınıza kurup, diğer dijital modlarda olduğu gibi, direkt bilgisayar üzerinden çalıştırabilirsiniz.



Bir de özellikle 6m bandı için yapılan bir çalışmadan bahsetmek istiyorum.
Syncronized Beacon Project adı verilen bu proje, her IARU bölgesi için planlanan aralıklarda PI4+CW şeklinde çalışacak beaconlar ile tüm beaconların birbiri ile haberleşebilmesi üzerine tasarlanan bir proje.
2011 ve 2014 yıllarında IARU tarafından da kabul edilmiş bu projeye göre, 50.4 MHz altında sadece SBP beaconlarının bulunması kararlaştırılmış.


Aşağıdaki videoda geçen gün yaptığım arduino+si5351 ile çalışan beaconu görebilirsiniz.

Şimdi lazım olan buna bir güçlendirici eklemek ve güzel bir lokasyondan yayına geçirmek.


6 Mayıs 2019 Pazartesi

FM / AM/ SSB/ CW ...Hangi Modulasyon.. Niye???



Merhaba
Bugün biraz da modülasyon tiplerinden bahsedelim dedim..
Birkaç yazımda her amatörün SSB bir cihazı olmalı diye belirtmiştim. "Niye"sini sanırım bu yazıda bulabilirsiniz.

Modülasyon nedir diye soracak olursak, Düşük frekanslı sinyallerin (örn. ses) yüksek frekanslı taşıyıcı sinyaller ile birleştirilmesidir diyebiliriz çok kabaca.

Biz amatörlerin kullandığı, duyduğu, cihazı üzerinde olan birkaç modülasyon tipine gelecek olursak,
en sık kullanılan ve bilinen, hepimizin gerek telsizinde gerekse el telsizlerinden bildiği FM.

Frekans Modülasyonu: (FM) 


Oluşturulan Ses sinyalinin bir taşıyıcı sinyal üstüne frekans modülasyonu yaparak bindirilmesi işlemidir.




Şekilden de görebileceğiniz gibi, taşıyıcı frekans üstünde taşınan sinyale göre frekansını değiştirmektedir. Bu da alıcı tarafında tekrar ayrıştırılarak ses sinyaline döndürülür.

Biraz da rakamlardan bahsedecek olursak, El cihazlarımızda Dar band (N-FM) ve Geniş Band (W-FM) adı altında iki mod bulunur.

Genelde ses haberleşmesi için FM modulasyonunu kullanmaktayız.
N-FM yaklaşık 5 khz genişliğinde, genelde PMR radyolar tarafindan kullanılmaktadır., FM ise 10-Khz genişliğindedir el telsizlerimizde kullandığımız mod. tipidir.
Müzik dinlediğimiz Broadcast FM yayınları ise, 100KHz genişliğindedir.

Buradan ne anlamalıyız?  100.00 MHz ten yayın yapan bir radyonun sinyalinin, 99.90-100.10 Mhz aralığında olduğunu anlayabiliriz.

FM sinyalleri, 15 KHz e kadar olan ses sinyallerini taşıyabilmektedir. İnsan kulağının 20 Khz e kadar duyabildiğini var sayacak olursak, gerçeğe çok yakın kalitede bir ses imkanı sunacaktır.

Bunun yanında, FM modülasyonu, QRM dediğimiz gürültülerden de oldukça az etkilenir. Bu da, şehiriçi haberleşme ve müzik yayınlarında çokca tercih edilmesinin asıl sebebidir.

Ama kullandığı frekans aralığı geniş olduğu için, anten-antene olan görüşmelerde yani, genelde çok kısa mesafeler , şehiriçi haberleşmelerde kullanılır.

Bir avantajı da, FM daha geniş bir band kullandığından, cihazlardaki frekans veya deviasyon kaymalarını tolere edebilir. SSB cihazlar çok daha hassas frekans ayarlamalarına ihtiyaç duymaktadır.
FM kullanan cihazlar bu hassasiyetten uzak olabildikleri için çok daha ucuza mal edilebilmektedir.  Benim de gözlemlerim, röle üzerinde konuşan çoğu istasyonun 500 hz 1 khz civarı birbirinden farklı frekanslarda konuştuğu, ancak FM'in band genişliği sebebi ile bu farkın hissedilmediği yönünde.



Genlik Modülasyonu (AM)


Kaynak ses sinyalinin, taşıyıcı sinyal üzerindeki genliği değiştirecek şekilde modüle edilmesiyle elde edilen modülasyon tipidir.


AM modulasyonu Kısa dalga Radyo vericilerinde ve Uçak telsizlerinde kullanılmaktadır.
 Yaklaşık 5 KHz civarına kadar olan ses sinyallerini taşır. Bu da ses kalitesinin oldukça düşük olacağı anlamına gelmektedir.  Ve bu sinyali 10 khz genişliğinde bir sinyal olarak yayınlar.


Muhtemelen aklınıza, FM gibi yüksek kaliteli bir ses sinyali varken, neden AM gibi düşük kalitede bir modülasyon tipinin kullanıldığı sorusu gelecektir.

Bunun iki sebebi var..

Birincisi, AM modülasyonu daha dar band yayın yaptığından, daha uzak mesafelere iletilebilmektedir.

İkinci ve daha önemli nedeni ise, FM'in aksine, AM'de birbiri üzerinde iki uçağın haberleşmesi mümkündür. Yani havaalanına yaklaşan iki uçağın aynı anda gönderme yaptığını düşünün. Farklı güçlerde bile olsalar, kule her iki uçağı da duyabilecektir. Bu da uçuş güvenliğini sağlayacaktır.
Oysa FM yayını olsa, güçlü olan istasyonun yayını duyulurken, zayıf istasyon yayını tamamen kaybolacaktı.

Bunu araba ile yolculuk yaparken sıkça deneyimleyebilirsiniz.
Bir tepeyi aşarken birden dinlediğiniz radyo yok olur ve varlığından haberdar olmadığınız bir başka radyoyu duymaya başlarsınız.. Oysa her iki sinyal de oradadır. Sadece güçlü olan sinyal zayıf olanı bastırıyordur.
Benzer bir şekilde, HF telsizler ile konuşurken, birazdan değineceğimiz SSB modülasyonunda (kısmen AM mod. gibidir) konuşan birden fazla istasyonu aynı anda duyabilmeniz mümkündür.


AM ve FM modülasyon karşılaştırması için şöyle bir görsel buldum




SSB (Single Side Band)


SSB Özellikle HF bandlarında kullanılırlığı ile bilinen, ama aslında tüm amatör bandlarda, HFten GHz frekasnlara kadar her yerde kullanılan bir modülasyon türüdür.

Temel olarak, çok basit bir şekilde anlatmak gerekirse,  AM sinyalinin, taşıyıcı sinyali ve sinyalin alt veya üst tarafının kesilmesi ile oluşturulan, gücün tamamını çok çok dar bir bandtan iletebilen halidir.

Bunun tabii ki avantaj ve dezavantajları var.

Avantajı, çok daha düşük güçler ile çok daha uzaklara erişebilmeyi, dar bir band aralığında çok fazla amatörün haberleşebilmesini sağlar.
Dezavantajı ise ses kalitesinin iyiden iyiye kötüleşmesidir.

AM ve SSB karşılaştırması şu şekilde görülebilir.


SSB modülasyonunda yukarıda bahsettiğimiz gibi, sinyalin bir kısmı kesilir. 
Bu kesilen kısmın yönüne göre LSB veya USB yani Lower Side Band veya Upper Side Band ismini alır.

7 MHz bandı dahil, 7 ve daha altı frekanslarda LSB modülasyon kullanılırken, Üst bandlarda USB modülasyon vardır.

Tabii istisnaları mevcut.
JT65, FT8 gibi dijital modların kullanımı sırasında frekanstan bağımsız olarak USB modülasyonu kullanılır. 
Ayrıca , uydu çalışmaları sırasında, Lineer transponder içeren uydularda TX LSB, RX USB olarak yapılır. Ama dediğim gibi bunlar istisnai durumlar.


Peki , pırıl pırıl HiFi kalitesinde konuşabilmek varken, niye bu amatörler VHF UHF hatta GHz bandlarında SSB kullanmakta ısrar ediyor?

Cevabı yukarıda saklı.

Bir, FM çok geniş bir band kaplar. Bu da kullanılabilir aralıkları azaltır. Aynı anda konuşabilecek istasyon sayısını oldukça düşürür.

Düşünün ki 7 MHz bandında 7.00-7.200 kHz arası amatör band, Burada contest zamanı yüzlerde istasyon duyabilirsiniz. Eğer FM kullanılıyor olsaydı, 20 operatör ancak kullanabilirdi.

Ayrıca, cihazınızın ürettiği 100W'Lık bir gücü çok geniş bir aralığa yaymakta, çok daha noktasal bir aralığa sıkıştırmak menzili açısından da oldukça fark yaratır.



Bu yüzden her ne kadar, bazı amatörler tarafından SSB , sadece HF bandlarında kullanılıyor olarak bilinse de, özellikle DX yani uzak mesafe haberleşmesi yapan amatörler tarafından tüm amatör bandlarda kullanılmaktadır.

Bu yüzden, bulunduğunuz şehrin röleleri haricinde de bir yerlerle konuşabilmek, VHF'te bile birkaç bin km mesafeler gidebilmek istiyorsanız, mutlaka ama mutlaka, VHF ve UHF bandlarında da SSB çalışabilecek cihazlar edinmeye bakın.

Digital modları kullanabilen (DMR gibi) telsizler her ne kadar size daha teknolojik, daha eglenceli gibi gelse de, amatörlük CW ve SSB ile başlar.
Bir yatırım yapacaksanız bu yönde yapmanızı amatörlük açısından tavsiye ederim.




Rainscatter Nedir

 10 GHz bandında mikrodalga haberleşmesi ve amatör telsizcilikle uğraşanlar için en heyecan verici propagasyon (yayılım) türlerinden biri şü...